PANIK ATAK, ENDISELERIN VE ACILARIN BÜYÜGÜ

PANİK ATAK, ENDİŞELERİN VE ACILARIN BÜYÜĞÜ.

Ismail YILDIZ, MD, MSc., Psikanalist.

Asociación Psicoanalítica Colombiana (APC), Federación Psicoanalítica de America Latina (FEPAL) ve International Psychoanalytical Association (IPA), in asıl üyesiyim.

Calle 93B No.17-26, Consultorio 406. Bogotá, Kolombiya. Tels: (57 1) 618 26 29/25 18

Email: iyildo07@outlook.com

 

Sayin okuyucularim.

Geçen makalemde gelecek yazimin rüyalar üzerine olacagini söylemistim. Fakat Form’da gönderilen bir genç kadinin endise ve acilari karsisinda, bu konuyu biraz aydinlatmanin daha acele ve önemli oldugunu düsünerek karar degistirdim. Eminim ki asagida anlatilanlara benzeyen (tamamen esit olmasa bile) hisleri yaşayanlarin sayisi zannettiginizden çok daha fazladir. Bu kisilerinde açiklamalarimdan faydalanacaklarini umarim.

 

Verecegim açiklamalarin anlasabilmesi için okuyucumuz tarafindan gönderilen sikayetlerin ana hatlarini sunuyorum:
”Sayin Dr.Ismail Yildiz Bey:

Basta bu hassas konuda bizleri bilgilendirme çabalariniz için sizi tebrik eder, sükranlarimi sunarim… Malesef içinde bulundugumuz ortamda insanlarin çildirasi geliyor…
Ben Almanya’da yasayan genç bayanim. Evlilik süresi içerisinde zaman zaman esim tarafindan aldatilmam bende bazi olumsuz etkiler birakti. Bir topluma çikamaz oldum. Bir es dostla bir ortamda bulunamaz oldum. Ben nerde ne zaman bir kisi ile karsi karsiya geldigimde, o kisiler karsisinda kendi kendimi bir asagilik bayan gibi görüyorum. Ve o kisilerinde benim hakkimda öyle düsündügünü zannediyorum. Çünkü esimin beni aldattigi kadinlari her erkegin midesi almazken, esimin onlari bana tercih etmesi bende bir asagilik kompleksi yaratti.
1- Herseyden önemlisi, bir toplumda biri ile konusmak içimden gelmiyor.
2- Konusunca ayni anda bütün vucudumu aniden bir ates basiyor, ter içinde kaliyorum.
3-Terlememle birlikte bir sersemlik basliyor.
4-O anda o ortami terk etmezsem agidim geliyor, sanki herkes bana bakiyor ve benim hakkimda düsünüyormus gibi geliyor.
Bu olayi yasadigim anlarda inanin çok kötü durumdayim. Allah kimseye böyle bir hastalik vermesin. Piskologlara gidiyorum ama onlar sadece teselli edip gönderiyorlar. Ama yine o kötü durum bende hep devam ediyor. 5 senedir benim çektigimi bir ben birde Allah bilir. Kimine göre bu hastalik cinlenme ve delirme olarak algilaniyor. Inanin sizin yardim ve görüslerinize ihtiyacim var. Simdiden Allah sizden razi olsun vereceginiz yanit icin.”

 

Sayin genç “Bayan”. Her seyden önce sizin anlattiklariniza ben inaniyorum. Çünkü bildigim çok kiside size benzer aci çektiler vede çekmeye devam ediyorlar. Bunlar sadece kadinlar degil, erkeklerde de var. Belki biolojik veya ruh yapilarinin degisik olmalarindan kadinlarda bu durumlar daha fazla gözlemleniyor. Genellikle erkekler,hislerini başkalarından daha fazla sakliyorlar ve acilarini pek anlatmiyorlar.

Her durumda, baskalarinin da size benzer aci çekmesini ögrenmeniz biraz da olsa endisenizi azaltabilir. Fazladan sizin durumlarda olanlarin “cinlenme ve delirme” olmadiklarini bilmeleri ve inanmalari tedavi için bir çesit ilk adim. Çünkü insan inanilan doga üstü kuvvetlerini (cinleri, perileri, vb) pek kontrol edemez, fakat insan iliskilerini iyilestirebilir. Çünkü, sizin de anlattiginiz gibi, sizin esinizle iliskiniz size çok zarar vermis, ve de bu zarardan çikamamissiniz. Bu demek degildirki esi tarafindan her aldatilan kadin sizin gibi ruhen ve bedenen böyle hasta oluyor. Büyük ihtimal, siz, ruhen, geçmisinizden biraz daha “nazik” geliyordunuz. Bu konuda fazla fikir yürütemem, çünkü geçmisteki kendi ailenizdeki iliskilerinizi ve su anda hangi ortamda yasadiginizi bilmiyorum (siz çildirtan bir ortamda yasadiginizi söylüyorsunuz). Aynı zamanda, su anda ayni esinizle beraber yasamaya devam edip etmediginizide bilmiyorum. Diger kisilerle olan iliskilerinizi de bilmiyorum. Çünkü bu sekil endise ve acilar kisinin iliskilerinin kötüden daha betere gitmesiyle dogup, gelisip ve devam ediyor. Bilhassa size en yakin kisilere bile güveninizi kayip ettiginiz zaman basliyor.

Sizde olan seylerin genel adina “panik atak” deniyor. Korku bir çesit panige dönüyor. Tabiîki bunun dereceleri var. Birazcik çekingenlikten tut, toplum önünde konusurken biraz kizaranlardan (bir çesit atesleri yükseliyor), uçaga binmeden önce alkol veya hap alanlar veya korkudan hiç uçaga binmeyenler (binbir bahane ile izah verirler, korkularini söylememek için), uzakta küçük bir köpek geçerken ter içinde kalanlar, veya hayat boyu evlenmeyenlerde var (insanlarla yakin iliskiden korkup panige girdikleri için), vb.

 

Bilmiyorum ne derece psikolojik tedavinize devam ettiniz, veya etmediniz. Bu konulari psikologlar ve psikiatrlar bilirler. Sizin esinizle veya ortaminizla zorluklari, veya geçmisinizden gelen baska zorluklari çözmeseler bile, hiç olmazsa panik ataklarinin dehsetini ve acisini azaltacak yeterli ilaçlar var, bilmiyorum kullandinizmi.

Eger benim mail adresime kisisel ve hayat durumunuzu fazla açiklarsaniz bende sizin kisisel ve özel durumunuza dahada yaklasir, ona göre daha iyi tavsiyelerde bulunabilirim. Burada tekrar hatirlatayim ki, forma veya benim maile yazdiginiz zaman bunlar sadece bana geliyor, hiçbir sekilde ne web sayfasini idare edenler nede baska kisiler sizin isminizi veya yazdiklarinizi bilemiyorlar.

 

Birde, her kisinin ruhu kendi kisiligine göre hastalaniyor. Yani doktorlarin koydugu ayni ruhi hastalik teshisinin göstergeleri kisiden kisiye degisiyor. Fazladan, birisinde bir fobi veya panik atagi olmasi baska problemlerin olmasini engellemiyor. Zaten genellikle birden fazla ruhî “hastalik”, veya ruhî zorluklar ayni kiside gözleniyor.

 

Baslikta panik atagina endiselerin ve acilarin büyügü diyorum. Çünkü agir panik ataklari sirasinda kisi 3 seyden çok korkuyor (zaten panik müthis korku demektir): 1. ölmekten korkuyor, sanki kendisini hemen ölecekmis gibi hissediyor; 2. bayilmaktan korkuyor, sanki hemen dengesini kayip edip, yere düsecekmis gibi (bazen tansiyon azaldigi zaman düsebiliyor, ama yavas yavas, yani epilepsi degil); ve 3. delirmekten korkuyor, yani kendi kontrolunu kaybetmekten korkuyor. En büyük korkuda bu, kisinin benligini kaybetme korkusu, “ruhî ölüm” korkusu. Bu korku vucut ölümü korkusundan çok daha derin, ve dehset (terror) yaratiyor. Aslinda bu 3 siddetli korkuyu kelimelerle anlatabilmek çok zor veya imkansiz.

Bu durumda, kisi korkularindan korkmaya basliyor. Kendini simdi iyi hissetse bile, “ya bu aksam sosyal bir toplantida gene panik atagi gelirse” diye düsünüp korkmaya basliyor. Bu korkudan o aksamki toplantiya gitmeyebiliyor, veya toplantiyi düsünerek panik atagi hissetmeye baslayabiliyor.

 

Sadece bu endiseleri, heyecanlari (korku ve dehset) vede acilari hissedenler birbirlerini anlayabilirler. Bu heyecanlarin derinligini ve siddetini hiç bilmiyenler böyle aci çekenleri anlayamazlar ve hatta onlara sanki çocukmus gibi bakabilirler, alay etmedikleri zaman.

Aslinda bu panik atagi hisleri her insanin içindedir, bebekligimizden kalma, hiç hatirlamasakda. Bebekler kolaylikla, süt biraz geciktigi zaman, kipkirmizi ve mosmor olabilirler. Ama çabucakta tekrar normale dönebilirler, süt almaya baslayinca, tekrar güvenmeye baslayinca. Ama büyüdügümüz zaman, kayip edilen güvenceyi (baskalarina ve bilhassa kendimize), bazen eskisi gibi kolayca tekrar kavusamiyoruz, ve hayatimiz korku ve aci içinde devam edebiliyor. Bu durumlarda, ruh sagligina yaklasmak için, birinci yazimda da dedigim gibi, tekrar güvenmek ve güvenilmeyi, tekrar sevip sevilmeyi ögrenmek ve yasamak gerekiyor. Bunlarda ancak insan iliskilerimizi iyilestirdigimiz zaman tekrar dönmeye baslarlar. Bu yolda, güvenebilecegimiz bir kisi bize yardim edebilir. Tabiîki, herseyden önce, bizim kendimize yardim yapmayi kabul etmemiz gerekiyor, genç “Bayan”nin Almanya’dan bana yazdigi gibi. Derin endise, dehset ve aci içinde yasayip, derdini hiçkimseye anlatmayanlarin sayisi anlatanlardan çok daha fazla.

 

Unutmayalim ki, derdimizi paylastigimiz zaman azaliyor, sevincimizi paylastigimiz zamanda çogaliyor.

 

Esenlikle kaliniz.